2. Doğum Günü Kutlamaları Başlasın!

Eğer bana doğum günümde oyuncak alırsanız, kırarım.
Kıyafet alırsanız; bir mevsim ya giyerim ya giymem.
Para verirseniz annemle babam iç eder.
Ama küçücük bir tık ile bana, sonsuza kadar sürecek bir mutluluk verebilirsiniz. Doğum günümü lösemi tedavisi gören abilerim ve ablalarımla paylaşmak istiyorum.

Annemle babam bir kampanya başlattı. 1 Mayıs'a kadar LÖSEV'in kampanya sayfasından benim için bağış yapabilirsiniz. Tek yapmanız gereken açılan sayfadan, benim adımı seçerek dilediğiniz miktarda bağışta bulunmak. Sayfanın güvenilirliği test edildi. Kredi kartı kullanmanızda bir sakınca yok.

Beni daha doğmadan takip etmeye başlayanlar, benimle gülüp, hüzünlenenler, her fırsatta dua edenler, anneme blogunu ihmal ediyor diye kızanlar... lütfen bağışınızı esirgemeyin.

Kampanya 1 Mayıs 2014'e kadar devam edecek.

Teşekkür ederim.



Do'dum It'i Myself (Performans Ödevinden hallice bir DIY procesi)

Yılbaşında Yunus bana mücevheratlarımı(!) düzene sokayım diye takı dolabı almıştı. Ohh bir güzel bir güzel. Böylece çekmecenin içinde, her ne kadar düzenleyici zımbırtı olsa da, dağınık, birbirine dolanmış takılarım olmayacaktı! Hemen güzel güzel yerleştirdim. Tabii Gülbilge'nin ulaşamayacağı bir yere koydum.

Uzun boncuklu kolyelerim hariç her şeyimi aldı. 

Bi baktım çekmece hala dağınık. Çekmecedeki büyüteci aldım elime bu dağınıklığın sebebini bir dedektif edasıyla araştırdım. Tüm yollar makyaj malzemelerime çıkıyordu. Dağınıklık ötesi bir şekildelerdi. Sonra aldım elime bir çanta, evde ne kadar makyaj malzemesi bulduysam içine koydum. Salondan, mutfaktan, holden, palto ceplerinden, kullanılan-kullanılmayan çantalardan, banyodan, yatak altından topladım. Koca bir çanta! Harika! Eee?! Ne yapacağım ben bunları? Yine bir çantaya koysam dedim... Sonra gözümün önüne sabah göz kalemimi o çantanın içinde -sessizce- bulmaya çalışırken ki görüntüm geldi. Uvvv! Olmaz! Çantaya koysam da dağınık olur. Acaba Yunus'un bana aldığı gibi bir makyaj dolabı var mıdır?

Bumbo bumbo bumbo

Son günlerde (tam olarak 07 Ocak 2014 19:17'den beri) günümüz tuvalette geçiyor. Ekim ayından beri kakasını yapmadan önce "Çiş, pırt" diyordu, ıkınıp sıkınıp kaka yapıyordu. 

Sonra bir yerde okudum; çocuğunuz tuvalet eğitimi için sinyal veriyorsa, kaçırmayın aksi takdirde bu onu soğutur ve sizin hazır olduğunuz zamanda o çoktan vazgeçmiş olur, gibi bir şeyler... Hemen gidip klozet adaptörü (Bundan sonra "Bumbo" olarak anılacak) aldık. Direkt klozete alışırsa, lazımlıktan klozete geçiş problemi yaşamayacağımızı düşündük. Kıyafetleriyle Bumbo'ya oturdu. Yerde oturdu, klozetin üstünde orturdu ama bezini çıkarınca kıyamet koptu. biz de Mart ayına erteledik, çocuğu üzmenin ne anlamı var. Demek ki daha hazır değil...

2000 14



Len! Ne zaman geldin sen? Ayyy! Hoş geldin yahu. Hani geleceğini biliyordum da, yine de sürpriz oldu. Geç otur şöyle, yerleş takvimime. Ver çantanı asayım portmantoya. Ev biraz dağınık kusura bakma. Malum çocuklu ev. 2012 abin sayesinde (;  Biz de fazla düşmeyince üzerine salon mayın tarlası gibi oluyor., dikkat et basma küplere. Terlik giy ayağına, yerler soğuk. Zemin kat ya… Isıtamıyoruz, UFO’yu yakayım mı? Amaan ne diyorum ben. Sıcacık kalbin var senin, ne UFO’su :D

Ne ikram edeyim sana? Ablan 2013 bana çok mutluluk verdi, ondan keseyim bi dilim. Gözyaşım yok kusura bakma ama sana uykusuz birkaç gece demleyebilirim. Dur buzdolabında bozulmasın diye attığım kahkahalar vardı, ondan da vereyim.

Gülme

Günaydın Gül yüzlü atıllı kızım;
Şimdiden doğum günü planlarına başladım. Gülmeee! Biliyorum daha Nisan'a çok var ama geçen seneki gibi bir hüsranla karşılaşmak istemiyorum. Bilgisayarda tema hazırlıyorum. Geçen sene "Arı" olarak düşünmüştüm temayı ama bu sene pembe beyaz olsun istiyorum çünkü hazır alacağım ürünlerde sarı ve siyah renkler bulmak zor olacak. Bu sene ne şartla olursa olsun herkesi bir araya getireceğim. Geçen sene defalarca başka başka kişilerle doğum gününü kutlamıştık ve pek de içime sinmemişti. 
Tek problemimiz var; henüz arkadaşın yok. Biz eğleneceğiz, sen bize katılacaksın. :D 
Eskişehir'de yalnızca bir yerde pasta-kurabiye kursu olduğunu biliyorum. Önümüzdeki hafta gidip kurslar hakkında bilgi alacağım. 
Bir kaç şey var aklımda;
Önce tema hazırlanacak. 
Davetiyeler
Hoşgeldin yazısı
"Doğum Günü Hatırası" fotoğraf duvarı
Davetlilere minik hatıralar (Magnet olabilir)
Tahmin oyunu (Gülbilge büyünce ne olacak? tarzı sorular olacak. İlerde bakıp kimler doğru tahmin etmiş öğreniriz)
Sana kıyafet (tütünü ben yapabiliriiiiim :D )
Balonlar ve süs malzemeleri ("kendin yap" olanlarından bulmam lazım)
2 yaşındaki çocuk için yaş ortalaması 37 olan bir parti düzenlersem ne gibi aktiviteler olacağını bulmam zor oluyor tabii (:
Şimdi diyeceksin ki; "daha sen benim zaman kapsülümü hazırlamadın ne doğum günüsü?!". Haklısın. Ama ana hatları hazır, valla bak. Sadece güzelce kutuya yerleştirip notlar yazıp kapatacağım. Kutu konusunda da anneannen ve Keskin dedenden yardım almayı düşündüğüm için uzun sürdü. Deden ahşap sandık yapacak, anneannen de dekupaj yapacak üstüne. 
Aklıma başka bir şey gelmiyor şimdilik. Heyecanla temanı hazırlamaya geçiyorum. Seni de o kümük burnundan öpüyorum.

Çocuğun Yediği Helal, Giydiği Haram

Vay arkadaş... 3-4 ayda yeni bir dolap düzüyoruz. Sen büyümesen mevsim değişiyor, mevsim değişmese sen büyüyorsun. Dolabındaki en ucuz kıyafetin 3,5 TL olduğunu (İçine giydirdiğimiz çıtçıtlı atlet o da) ve her gün en az 3 kıyafet kirlettiğini düşünürsek... (Dur bi harbi düşüneyim)
Sabah kahvaltıdan sonra bir değişim yapılıyor -> Pantolon tişört çorap yelek
Dışarı çıkıyorsun, öğlen yemeği, ara öğünler falan kesin yine değişiyor üstün hatta ıslattıysan atlet de değişiyor (2. pantolon, 2. tişört, 2. çorap, atlet, yelek)
Gece yatmadan önce de pijamalarını giyorsun
N'oldu?!
2 pantolon: 30
2 Tişört: 10
1 atlet: 3,5
2 çorap: 5
1 pijama: 25
Etti mi sana 78,5 TL günlük kıyafet
El kadar olduklarından makine hemen dolmuyor. Haftada 2 defa çamaşır yıkasam; 78,5*7=549,5 TL / 2 = 247.75 TL
Evet, yuvarlak hesap sen haftada 250 TL'lik kıyafet kirletiyorsun. 250 TL'si kirli çamaşır sepetinde, 250 TL'si dolapta. Toplamda en az 500 TL'lik kıyafetin var. (Bot, mont, yelek, hırka sayılmadı farkettiysen). Ve bu 500 TL'lik kıyafet her 3 ayda bir değişiyor.
Anaammm... Ben de neden Yunus'a ve kendime yeni kıyafetler alacak bütçeyi bulamıyorum, diyodum. Yanlış hesap yaptığımı söylesin biri.

Hop çukura atarım kendimi
Çıplak Çıkarım Bayrama!!!

Tayşi

Saçların uzuyor.
(Konuya da böyle bodozlama dalınmaz ama...)
Uzadıkça da kıvrılıp yay gibi oluyor. Bu haline bayılıyorum! O lüleleri parmağıma dolamayı, taramayı, okşamayı...
Banyo yaparken saçların omuzlarından aşağı süzülüyor, oysa kısacık görünüyorlar kuruyken. 
"Senin saçların nasıl annecim?"
"Cici"
Bir türlü "kıvırcık" demiyorsun. Zor geliyor herhalde. "K" senin için oldukça zor bir ses. Kimin aklına gelir ki "Tayşi"nin "Kayısı" olduğu?! Gülbilgece öğreniyoruz işte . Bir anadil, bir yabancı dil, bir de sayende yerel dil biliyorum :D
Aslında unutmak istemediğim olayları yazmam lazım. Çok kolay unutuluyor yenileri eklendikçe. Aklıma ilk gelen babanı uyutma çaban. O gece ne güldüm Allah'ım...
Baban seni uyutamayınca acil uyku timi olarak yanınıza geldim. Yatağın bi yanında ben, bi yanında baban ve tabii ortamızda sen. Sen bana yaslanmış vaziyette oturuyorsun. Uykun var ama inat ettin uyumamak için. Bari babanı uyutalım, dedim. Başladın babanı sallamaya "E-ee"ler eşliğinde. Uyudu baban. Fısıltı halinde "Baba uyudu, hadi sen de uyu" dedim. O anda baban bir anda feryat figan ağlamaya başladı. Sen gözlerini kocaman açıp panik halinde "N'apçam şimdi?" der gibi baktın. "Salla kızım babanı bak uyandı" dedim. Sallamaya başladın. Yüzüne "cici" yaptın, uyudu. Tam bana döndün baban bu sefer "Memeeee" diye uyandı. "Kızım ver emziğini babaya, bak meme istiyor" dedim. Öyle bir ikilemde kaldın ki... Vermek istemiyorsun ama adamı susturmanın tek yolu o emziği vermek. Bir süre sonra verdin. Baban emziğin sap kısmını dişlerinin arasına alıp uykuya daldı. Sonra yavaş yavaş emzik ağzından düştü, yine uyandı ağlayarak. Sen emziği bulup ona verdin, yine salladın. Baban süt istedi, nerdeyse yataktan inip süt almaya gidecektin mutfağa. Seninle yaşadığımız gecelerin bir demosunu yaptık sana ama çok eğlendim ben şahsen. Babanı uyutma çaban, uyuduktan sonra bir süre yüzünü okşaman, vazgeçmediğin emziği ona vermen... Çok tatlıydın sıpa!